E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 
MARİNSU İZOLASYON
METXY
ETAP MARINE
INTERNATIONAL PAINT
MEGA TACHT TRANSPORT

Hakan Elektrik Genel Müdürü Ahmet Zurnacı: "Yaptığımız Projelere Dünyanın Her Yerinde Servis Veriyoruz"

Hakan Elektrik Genel Müdürü Ahmet Zurnacı: "Yaptığımız Projelere Dünyanın Her Yerinde Servis Veriyoruz"

13 Mayıs 2016 Cuma / 16:32 | RÖPORTAJ
55. Sayı (Mart-Nisan 2016)

Türk gemi ve yat inşa sanayiine elektrik ve otomasyon projeleriyle hizmet veren Hakan Elektrik, kurulduğu 1996 yılından bu yana 40'tan fazla megayat projesini tamamlamış. Hakan Elektrik Genel Müdürü Ahmet Zurnacı, yaptıkları projelere dünyanın neresinde olursa olsun servis verdiklerini belirtiyor...
Türk gemi ve yat inşa sanayiine elektrik ve otomasyon projeleriyle hizmet veren Hakan Elektrik, kurulduğu 1996 yılından bu yana 40'tan fazla megayat projesini tamamlamış. Hakan Elektrik Genel Müdürü Ahmet Zurnacı, yaptıkları projelere dünyanın neresinde olursa olsun servis verdiklerini belirtiyor...

Hakan Elektrik, marin elektriği ve otomasyonu konusunda uzman bir firma. Firmanın kurucusu ve Genel Müdürü Ahmet Zurnacı, elektrik ve otomasyon konusunda Selah Tersanesi’nde başladığı iş hayatına; havacılık, maden gibi farklı sektörlerde de çalışmalar yaptıktan sonra 1996 yılında kurduğu Hakan Elektrik firmasıyla marin alanında uzmanlaşarak devam etmiş.

Firmanın Genel Müdürü Ahmet Zurnacı, bugün önemli megayat projeleri başta olmak üzere birçok projede elektrik ve otomasyon işleri yapan Hakan Elektrik’in ilk yıllarını şöyle anlatıyor: “Hakan Elektrik ilk kurulduğu dönemde Marmara Tersanesi’nde yapılan 3 adet konteyner gemisinin elektrik projelerini yaparak çalışmalara başladık. Bunun paralelinde çeşitli tanker, römorkör projelerimiz oldu. Sonra Çanakkale’de kalsit üreten bir fabrikaya otomasyon sistemi kurmak için buraya gittik. Otomasyon sisteminin yazılımını firmanın kendisi yaptı ama geri kalan bütün altyapısını biz hazırladık. Bu proje bize büyük tecrübe sağladı ve bizim bilgisayar teknolojilerine, otomasyon sistemlerine girişimizin önünü açtı. Hakan Elektrik kurulmadan önce de bilgisayar konusunda kendimi geliştirmek için büyük çaba harcamış ve o zamanlar ileri seviye bilgisayar programları yazmaya başlamıştım. Zaten bugünkü alarm monitoring sistemlerimizin altyapısını da bu dönemde yaptığım çalışmalar oluşturuyor. Çanakkale’den döndükten sonra, Selah Tersanesi’nde yapılan 50 metrelik bir megayat projesi için çalışmaya başladık. Türkiye’de yapılan o zamanki en büyük yat projesiydi bu. Bu projeyle de megayatlara girmiş olduk ve bugün 40’tan fazla 50 metre üzeri yat projemiz dünya denizlerinde geziyor. Toplam deniz araçları projemiz ise 70’i geçti.”

Hakan Elektrik’in iş yapış süreçleriyle ilgili de bilgi veren Zurnacı, şunları söylüyor: “Bize bazı istisnalar hariç bütün işlerimiz yazılı olarak, teknik şartname olarak gelir. Biz gelen teknik şartnameyi inceleriz, hangi klas kuruluşuna göre yapacaksak çalışmalarını yaparız ve ortaya bir taslak çıkarırız. Bu taslağı tersane ile istişare ederek her şeyi netleştirdikten sonra, kendi yazmış olduğum elektrik proje programına gireriz. Tüm verileri girince bu programda en karmaşık proje bile 3 saat sonra onaya gitmeye hazır hale gelir. Ön projelerimiz çıkar ve tersane ile birlikte bir kez daha kontrol ederek revizyon gerekliliği varsa yapar ve onay alırız. Sonrasında çalışmalarımız fiili olarak başlar ve atölye sürecine gireriz. Malzeme siparişleri, imalat başlar. Onaylı projeler geldiği zaman, biz de panolarımızı inşa etmiş oluruz. Sonra atölye testleri yapılır ve tersaneye sevk edilir. Bu arada bir ekibimiz de teknenin üzerinde çalışmaya başlar. Kablolar çekilir, panolar gider, montajlanır, monitöring sistemle ilgili sayfa dizaynları yapılır. Bu arada kalite kontrol birimimiz düzenli olarak tekneleri ve atölye imalatlarını yerinde denetler. Bu şekilde projeleri tamamlar ve teslim ederiz. Sonrasında da tekne nereye giderse gitsin, dünyanın her tarafında bu teknelerin servislerini hem tersane adına hem kendi adımıza yaparız.”
Hakan Elektrik’in 65 kişilik bir kadro ile çalışmalarını sürdürdüğünü söyleyen Zurnacı, şöyle devam ediyor: “Kadromuzda 7-8 tane mühendis, 10-12 tane yüksek okul mezunu teknisyen bulunuyor. Geri kalanın bir kısmı meslek lisesi mezunu, bir kısmı çıraklıktan gelme kalifiye ustalar, bir kısmı da yardımcı elemanlardan oluşuyor. Bunların yanında 8-10 tane de stajyerimiz var.”



Bize ikinci sınıf iş yaptıramazsınız
“Ürünlerimizde kullandığımız malzemeleri belli başlı markalardan tedarik ediyoruz. Zaten bulunduğumuz nokta itibariyle ikinci sınıf malzeme kullanmamız söz konusu olamaz. Çünkü bizim iş yaptığımız teknelerin fiyatları 25-30 milyon euro’dan başlıyor. Böyle bir projeye ikinci sınıf malzeme kullanamazsınız. Dünyanın her yerinde bulunabilecek seviyede dağıtım ağına ve tamamı marin sertifikasına sahip olan ürünler kullanmak zorundasınız. Elektrik malzemelerinde Schneider Electric, Siemens, ABB; otomasyon ekipmanlarında Phoenix Contact, Wago, yine Schneider Electric gibi malzemeler kullanıyoruz. Bu konuda çok tutucuyuz, müşteri kendisi ‘ucuz malzemelerle idareten yapın’ dese bile, gene birinci sınıf malzemelerle yaparız. Bu, bizim mesleğimize olan saygımız. Bize ikinci sınıf iş yaptıramazsınız.”

“Tabi bu durum zaman zaman sıkıntı da oluşturuyor. Bir ihaleye girsek, rakiplerimizin 1,5 katı pahalı kalıyoruz. Örneğin 16 amperlik bir sigorta lazım, biri 15 liralık diğeri 40 liralık iki seçenek var, ama sadece 40 liralık olan denize uygun. Biz o 40 liralık olanı kullanıyoruz. Ama rakibimiz teklif verirken 15 liralık malzemeye göre veriyor. O malzeme sadece ev için üretilmiş ama bunun farkında değil ya da önemsemiyor. Böyle olunca tabi bizim teklifimiz daha pahalı oluyor. Yine de biz hiçbir zaman kullandığımız malzemeden, yaptığımız işten taviz vermiyoruz. Biz işini doğru yapmak için gayret eden insanlarla çalışmak istiyoruz. İdare eder işler yapıp, sonra bunu dünyaya pazarlamaya çalışanlarla zaten işimiz yok. Çok şükür, bugüne kadar yaptığımız hiçbir iş de yolda kalmadı.”

“2015 bizim için oldukça iyi geçti. İş yönünden bir sıkıntımız yoktu. Sadece Antalya bölgesinde devam eden birkaç projemiz, çok yavaşladı. Orada 18 kişilik bir ekibimiz var ve o bölgedeki tersanelerin biraz sıkıntıya düşmesi sonucu bu ekibimiz son 5-6 aydır sadece yüzde 10 verimle çalışabiliyor. Bu bizi sıkıntıya sokan durumlardan biri. Ama çok da sorun etmiyoruz. Sektörün sıkıntılarını birlikte göğüslememiz gerekiyor. Oradaki ekibimizi iş yapmaya hazır bir şekilde elimizde tutmamız gerekiyor. Tüm bu sıkıntıların sonucunda o tersaneler canlı kalacaksa, içerisinde yine 300-400 kişi evine ekmek götürebilecekse, biz bu sıkıntıları bir 6 ay daha çekeriz.”

“Yıllardır beraber çalıştığımız tersaneler var. Bu gibi durumlarda tersanelerimize destek olduk ve olmaya da devam edeceğiz. Çünkü onlar da zamanında bize destek oldular. Örneğin, biz monitöring sistemi üretirken en büyük desteği bu tersanelerden gördük. Bize yaptığımız üretimi uygulama alanı sunmasalardı, bu ürünleri geliştiremezdik. Onlar bize güvendiler ve destek oldular. Şimdi destek sırası bizdeyse, biz de üzerimize düşeni yaparız.”

Askeri projelerde yer almayı istiyoruz
“Şu anda Tuzla’da olsun, Antalya’da olsun devam eden projelerimiz var. Yine İzmir Büyükşehir Belediyesi için Özata Tersanesi’nde yapılan deniz otobüsleri projemiz var devam eden. Biz zaten çok yayılalım, çok iş alalım diye düşünmüyoruz. Yaptığımız işi hakkıyla yerine getirmenin derdindeyiz. Tabi bunların dışında hedeflediğimiz işler de var. Özellikle askeri projelerde yer almayı istiyoruz. Milli gemiler yapılırken, biz de milli yazılımımızla bu projelerin içerisinde yer almak istiyoruz.”

Türkiye’de Ar-Ge’ye teşvik yeterli değil
“Ar Ge ile ilgili sıkıntılardan da bahsetmek isterim. Türkiye’de ar-ge yapmak zaten çok zor. Yurtdışında gittiğimiz, görüştüğümüz tersaneler var. İtalya’da, Fransa’da İspanya’da büyük tersanelere girip çıkıyoruz. Bu ülkelerde Ar-Ge’ye inanılmaz teşvikler var. Biz bir proje için TÜBİTAK’a başvurduğumuzda 2,5 sene sonra çıkıyor destek. 2,5 senede ben zaten 5 tane proje bitiriyorum. Bir KOBİ Desteği’ne müracaat ettik, iki kişi geldi denetlemeye. Bize ‘ne üretiyorsunuz?’ dediler. Anlattık, ‘proje üretiyoruz, monitöring sistem üretiyoruz, pano üretiyoruz’ vs. ‘Günde kaç tane üretiyorsunuz?’ dediler. Bizim yaptığımız işin üretim olmadığını söylediler. Üretim olarak değerlendirilmesi için sayılabilir olması gerekiyormuş. ‘Buraya bir düğme basma makinesi alsam, günde belli sayıda düğme üretsem destek alabilir miyim?’ diye sordum; alabileceğimi söylediler. Buradan kibarca kovdum adamları. Bu zihniyetin değişmesi lazım. Biz teknoloji üretiyoruz. Yapabilen buyursun yapsın. Biz bugüne kadar yaptığımız tüm Ar-Ge’yi kendi kaynaklarımızla yaptık. Ama eğer dünya çapında yarışacaksak, bizim de eşit şartlarda yarışmamız gerekiyor. Biz yurtdışında çıktığımızda sadece firmamızı değil, bu ülkeyi temsil ediyoruz. Bu yüzden özellikle Ar-Ge konusunda daha ciddi, daha büyük destekler bekliyoruz.”

 

İlginizi çekebilir...

İstanbul Yat Kaptanları Derneği Başkanı Cengiz Öksüz: 'Tekne Sahipleri Kaptanlarını Bizden Alsın'

Denizciliğin en önemli aktörlerinden biri kaptanlar. Ancak yat kaptanlarının iş güvencesi ve sosyal güvenlik başta olmak üzere birçok sorunu bulunuyor...
9 Şubat 2018 Cuma / 11:21

Etap Marine, Etap Kompozit'le Kompozit Alanındaki Faaliyetlerini Artırıyor

Etap Marine, denizcilik sektöründe önemli bir tecrübeye sahip Sema Çarkçı Umay tarafından 2011 yılında kurulmuş bir firma. İngiliz Turnstyle firmasını...
1 Aralık 2017 Cuma / 11:52

Yiğit Akü Denizcilerin Beklentilerini, Derin Deşarj-VRLA-JEL Teknoloji Aküleriyle Karşılıyor

Yiğit Akü, 40 bin metrekare alana sahip üretim üssü ile hizmet ve faaliyetlerini uluslararası platforma taşımış yüzde 100 Türk markası bir firma. En i...
15 Haziran 2017 Perşembe / 11:42