E-DERGİ
Boat Builder Türkiye 65.Sayı

 


E-Dergi Oku 

MARİNSU İZOLASYON
METXY
ETAP MARINE

Lotus Marine

Lotus Marine

23 Aralık 2013 Pazartesi / 10:50 | YAPIMCI

Lotus Marine, 5 metre ile 9 metre arası boylarda 5 farklı modelde tekne üretimi yapıyor. 2013 yılı içinde yeni üretim tesisine taşınan firmada şu anda 7 teknenin imalatı devam ediyor...



Lotus Marine, asansör üretimiyle faaliyete başlayan ve deniz motorları üretimiyle marin sektörüne giriş yapan Asmelsan firmasının tekne markası. Lotus Marine markasıyla Lotus 17, Lotus 23, Lotus 23 B, Lotus 26 ve Lotus 29 olmak üzere toplam 5 modelde tekne üretimi yapan Asmelsan, Tuzla Orhanlı’da yer alan yeni üretim tesisinin 2000 metrekarelik kısmını tekne üretimine ayırmış. Tekne üretiminde 15 kişilik bir ekiple çalışmalarını sürdüren firma, şu anda ayda ortalama 3 tekne üretiyor. Lotus Marine’in üretim tesislerinde 7 teknenin imalatına devam ediliyor.

Lotus Marine Genel Müdürü Fikret Günar, firmanın tekne üretimine geçiş sürecini şöyle anlatıyor: “Lotus Marine, Asmelsan firmasının markası. Asmelsan ise asansör üretimi yapan bir firma. 1999 depremini yaşadıktan sonra, yeni mevzuatların hazırlanması sürecinde inşaatların askıya alındığı bir dönem geçirdik. O dönem içinde şirketi destekleyecek, inşaat sektöründe yaşanacak sıkıntıları absorbe edecek bir sektör aradık. Birçok sektörü inceledik. Bir ilanla ilgili insanların ısrarla araması üzerine marine motor işi ilgimizi çekti. Firma ortaklarından Hikmet Bey’in teknesi vardı, zaman zaman eline ikinci el motorlar gelirdi, o motorları elden geçirip ilan vererek satardı. Orada talebi görünce bu işe girmeye karar verdik.”
“Sonrasında bir araştırma yaptık ve İspanya’dan Sole Diesel’in distribütörlüğünü aldık. Ama fiyatların yüksekliği nedeniyle rekabet etmekte zorlandık. Bunun üzerine kendi ürünlerimizi yapmaya karar verdik. Hangi motorlardan yapılabileceğini araştırdık. Birkaç örnek motor üzerinde çalışmalar yaparak modelledik ve prototiplerini ürettik. Daha sonra Daihatsu ve sonrasında Hyundai marka motorları marin motorlara dönüştürerek 2007 yılına kadar çalışmalarımızı sürdürdük. 2007 yılında 2008 krizinin belirtilerini görünce boşta kalacak potansiyelimizi tekne yapımında kullanmaya karar verdik.”


Lotus Marine Genel Müdürü Fikret Günar

Lotus 29, Şubat 2009’da tanıtıldı
“Fuarlarda yaptığımız araştırmalarda, insanların tarif ettikleri tekneleri bulamadıklarını gördük. 2008’in başından itibaren Lotus 29’u modellemeye başladık. Lotus 29, Şubat 2009’da fuarda tanıtıldı. Ama krizin göbeğine doğdu. Yine de farklı çizgileriyle fuarda ilgi çekti. İlk üretime başladığımızda tekneleri dışarda yaptırıyorduk. Ama dışarda yaptırdığımız tekneyi kendimiz kontrol edemiyorduk. Bu kontrolü sağlayabilmek için kalıpları aldık ve kendimiz yapmaya başladık. Arkasından Lotus 23, onun arkasından da Lotus 23 B modellerini geliştirdik. Ama sonrasında fark ettik ki bizim insanımız teknede de arabada olduğu gibi birden fazla özellik istiyor. Hem balık amaçlı olsun, hem gezi amaçlı olsun istiyorlar. Biz de Lotus 23 ve Lotus 23 B’nin ortak bir versiyonunu çıkardık. Hem gezi, hem balık amaçlı, yüksekliği düşürülmüş Lotus 26 modelini çıkardık. 75 beygirle 16 mil sürat yakalayabilen kötü havalarda da son derece başarılı bir tekne çıktı ortaya.”
“2011 yılı şubat fuarında gelen talepler üzerine daha küçük boylarda içten takma motorlu bir tekne yapmaya karar verdik ve 5 metrelik Lotus 17 modelimizi geliştirdik. Arkasından gelen talep üzerine bunun dıştan takma modellerini de yaptık. Böylece 5 metreyle 9 metre arasında biri hariç hepsi içten takma motorlu tekneler yaptık. Bugüne kadar, şu anda yapımı devam eden teknelerle birlikte yaklaşık 70 tekne ürettik.”
Lotus Marine’in Lotus 17, Lotus 23, Lotus 23 B, Lotus 26 ve Lotus 29 olmak üzere toplam 5 modelde tekne ürettiğini söyleyen Günar, “Tekne tasarımlarımızı kendimiz yapıyoruz. İç tasarımda ise müşterilerimizin istediği ufak tefek değişiklikleri yapabiliyoruz. Tekne yapısında teknik veya mimari çözüm gerektirecek değişiklikleri ise yapamıyoruz. Çünkü bu değişiklikler birçok ek maliyet getirecektir. Bizim yapmaya çalıştığımız şey ise işi optimize etmek” ifadelerini kullanıyor.

2000 metrekarelik alan tekne üretimine ayrıldı
Lotus Marine’in Tuzla Orhanlı’da yer alan yeni üretim tesisi hakkında da bilgi veren Günar, “Toplamda 4 bin metrekarelik bir alanımız var. 400 metrekarelik alanda ofislerimiz ve 1600 metrekarelik alanda da asansör ve marin motor üretimi ile ilgili faaliyetlerimiz yer alıyor. 2000 metrekarelik alanımızı da tekne üretimi için ayırdık. Ama şu anda bile bu alan yeterli değil. Tekne üretimi geniş ve düz alan isteyen bir iş ama buna yönelik bir teşvik yok. Tekne üretiminde şu anda 15 kişilik bir ekiple çalışmalarımızı sürdürüyoruz ve ortalama ayda 3 tekne üretir durumdayız. Şu anda 7 teknemiz yapım aşamasında. Bunların hepsi sipariş edilmiş, satılmış tekneler. Bunların yapımı tamamlandıktan sonra zaten fuar geliyor, orada da yeni siparişler almayı umuyoruz” diyor.
Lotus Marine’in sipariş üzerine üretim yaptığını belirten Fikret Günar, şöyle devam ediyor: “Stoğa yaptığımız tekneler de var ama bunlar müşteriye göstermek açısından yaptığımız tekneler. Bir de teslim süresini kısaltmak açısından banko gidecek teknelerde az miktarda stok tutuyoruz. Üretimin tamamı kendi bünyemizde gerçekleşiyor. Dışardan tedarikçi olarak sadece paslanmazcı ve döşemeci kullanıyoruz. Geriye kalan bütün işleri kendimiz yapıyoruz. Üretimde el yatırması yöntemini uyguluyoruz. Polyesterimiz de, reçinemiz de yerli. Kalitesinden son derece memnunuz. Bugüne kadar bir sıkıntımız olmadı.”




Motorsuz tekne satışı yok
“İçten takma dizel montajı için aslında öncesinde bir mühendislik çalışması yapmak gerekiyor. Bizim motor montajındaki başarımızın temeli de bu. Motor montajı için ayakların yatakları, şekli vs. fabrikasyon yapıyoruz, sadece hassas şekilde yerine vidalamak ve şaft ayarlarını yapmak gerekiyor. Bu nedenle her motoru kullanmayı tercih etmiyoruz. Partner seçtiğimiz firmaların motorlarını kullanıyoruz. Onun dışında gelen talepleri reddediyoruz.”
“Aslında bizim için bir kayıp ama motorsuz tekne satmayı da reddediyoruz. İçten takma motor takmak çok ciddi bir iş. Denenmiş motor, denenmiş pervane müşteri için en uygun olanı. Onun dışında farklı bir motor monte etmeye kalktığınız zaman mutlaka hoş olmayacak sonuçlar olabilir. Yakıt hortumunun geçtiği yer, egzoz hortumunun geçtiği yer gibi standart olmamasından kaynaklanan sıkıntılar ortaya çıkabilir. Marka değerimizi ve tüketiciyi koruma amaçlı olarak motorsuz tekne satmıyoruz. Ama dıştan takma motorlu teknelerde böyle bir şey söz konusu değil.”

Tekneler CE Belgeli olarak üretiliyor
“Gezi Teknesi Yönetmeliği’ne göre teknelerimizde CE Belgesi olmak zorunda. Biz de tüm teknelerimiz CE Belgeli olarak üretiyoruz. Bunun dışında asansör işi nedeniyle şirketimizin sahip olması gereken ISO 9001, 14001, 18001 gibi belgelerin tümüne sahibiz.”
“CE Belgesi, gerçek anlamıyla geçen sene uygulanmaya başladı. Ancak maalesef liman başkanlıklarındaki teknik personel, hatta Kıyı ve Liman İşleri Genel Müdürlüğü’ndeki personel, Gezi Teknesi Yönetmeliği’ni tam anlamıyla sindirebilmiş değil. Örneğin, içten takma, kendi içinde egzozu, susturucusu olmayan motorların üzerinde CE işareti olmaz. Bu nedenle CE deklarasyonu tekne egzoz-gürültü emisyon testine sokularak verilir. Bunu liman başkanlıkları yeni yeni öğreniyorlar.”

Tamir-bakım da yapılıyor
“Çok az oranda da olsa, tamir bakım faaliyetlerimiz de var. Daha çok kendi teknelerimize yapıyoruz. Önümüzdeki yıllarda denizlerdeki teknelerimiz de çoğaldıkça bu faaliyetlerimiz de artabilir. Tamir bakım bizim için kolay bir iş. Ama kıyaslandığında fiyatımız biraz pahalı gelebilir. Bunun nedeni de tamire başladıktan sonra yeni yeni masraflar çıkarmak yerine, bunları en başından belirleyerek müşteriye maliyet çıkarmamız.”
“Her endüstriyel üründe olduğu gibi iki sene garantimiz var. Teknelerde en büyük sıkıntı, motor kökenlidir. Motor dışında çok ciddi problemler olmaz. Bizim de Türkiye’de 20 noktada motor servisimiz var. Genelde çok özel durumlar dışında bir sıkıntımız olmuyor. Olsa da müşteriyi hiçbir noktada yalnız bırakmamak gibi bir prensibimiz var. Ne olursa olsun problemi çözmeden bırakmayız.”
“Türkiye’de deniz işinde bayilik sistemi çok çalışmıyor. Çok büyük malzeme tedarikçisi firmaların bile bayilik mekanizması çok iyi işlemiyor. Çünkü bayiler işe yatırım yapmıyor. En ufak bir riske girmeden, bir taahhütte bulunmadan, sadece müşteri istediği zaman satış yapan bayiler var. Zaten müşteri aradığında buluyor. İnternet herkesi ulaşılabilir hale getirdi. Bizim ağustos ayından kasım ayına kadar 4 aylık dönemimiz düşük kapasitedir. O dönemde siparişini verirsin, çok iyi ıskontolarla tekneyi yaptırırsın, sezonda da karını koyar satarsın. Ama buna yanaşmıyorlar. Tabi bunda otomobil gibi sirkülasyonun olmaması ve krizin etkisiyle son yıllarda satış miktarlarının düşmesi gibi etkenler de var. Bu nedenle bayilik mekanizması çok iyi çalışmıyor. Biz de satışlarımızı doğrudan yapıyoruz.”




İhracat şimdilik yok
“Tekne ihracatımız şimdilik yok. Çünkü Avrupa’da ve dünyanın birçok yerinde, küçük boy teknelerde dıştan takma motorlar tercih ediliyor. Eskiden, dizel benzine göre daha ucuzken içten takma motor kullanmak daha cazipti. Ama dizelin o avantajı artık kalmadı. Belli bir boya kadar olan teknelerde dıştan takma motorlar daha avantajlı. Bu nedenle biz de dıştan takma teknelere yönelmek hedefindeyiz. İlk etapta 7,5 metrelik dıştan takma bir tekne yapmayı planlıyoruz. Zamanla bunun farklı versiyonlarını da yapabiliriz. O zaman yurtdışı satışlarımız da mümkün olacaktır.”

2013 en kötü yılımızdı
“2013 yılı son yıllar içerisinde en kötü yılımızdı. Bu nedenle bu yılı tekrar yapılanarak değerlendirdik. Mart-nisan aylarında tekne üretimini tamamen durdurduk ve tüm işlerimizi yeni binamıza topladık. Bu sene toplam 15 tekne satabildik. Nisandan sonraki 7 ayda aylık ortalama iki tane tekne sattık.”

Global marka olabilecek aktörleri sektöre kazandırmak lazım
“Türkiye’de yat inşa sektörünün büyüme potansiyeli çok yüksek. Bizim sektöre giriş sebebimiz de bu. Biz firma olarak son 3 senedir gösterdiğimiz yoğun faaliyet sonucunda bu sektörde bir yer edinebilmişsek, sektör işin çok başında demektir. Ancak bu işin büyüyebilmesi için makro düzeyde planlama lazım. Global marka olabilecek aktörleri bu sektöre kazandırmak lazım. Yurtdışı piyasalarla rekabet edebilmemiz lazım. Hali hazırda, küçük teknelerde Amerika ve Fransa ile rekabet ediyoruz. Türkiye geriden geldiği için ve iç pazar potansiyeli nedeniyle büyümeye daha müsait.”
“Sektörün yaşadığı en büyük sıkıntılardan biri ara eleman sıkıntısı. Çalışan personelimizin maalesef çok azı meslek lisesi mezunu. Kendi elemanlarımızı kendimiz yetiştiriyoruz. Ama işi öğrettikten sonra da elde tutmak zor, çünkü işi bilen adam zor bulunuyor.”


Küçük tekneler için en büyük problem, bağlama yeri
“Eleman sıkıntısının ardından da pazar gündeme geliyor. İstanbul’da teknenizi römork’le götürüp atabileceğiniz kaç tane yer var? Sadece iki. Marinalar, 3 yıl önce 3 bin lira iken bugün 10 bin lira. Tekne lüks, bağlama yeri lüks, vatandaş girer mi bu işe? Küçük tekneler için en büyük problem bağlama yeri. Devletin 5-7,5 metrelik teknelerin güvenli bir şekilde bağlanabileceği, uygun fiyatlı yerler yapması şart.”