E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 
INTERNATIONAL PAINT
METXY
MARİNSU İZOLASYON
ETAP MARINE

YATEF Genel Sekreteri Ege Karman: Avrupa'nın emek yoğun tekne pazarında güçleniyoruz

YATEF Genel Sekreteri Ege Karman:  Avrupa'nın emek yoğun tekne pazarında güçleniyoruz

1 Eylül 2010 Çarşamba / 10:08 | YORUM
21. Sayı (Temmuz-Ağustos 2010)

Yat ve Tekne Endüstrisi Federasyonu Genel Sekreteri ve Egemar Yachts Genel Müdürü Ege Karman, kriz sürecinde sektörün durumuna ilişkin görüşlerini dergimizle paylaştı.
Yat ve Tekne Endüstrisi Federasyonu Genel Sekreteri ve Egemar Yachts Genel Müdürü Ege Karman, kriz sürecinde sektörün durumuna ilişkin görüşlerini dergimizle paylaştı.
Yat ve Tekne Endüstrisi Federasyonu Genel Sekreteri ve Egemar Yachts Genel Müdürü Ege Karman, kriz sürecinde sektörün durumuna ilişkin görüşlerini dergimizle paylaştı.

Türkiye’nin müşterisi olan Akdeniz ülkelerinde yat yapımında ciddi bir azalmanın yaşandığını, birçok tersaneni kapandığını belirten Karman, kriz sonrasında Türkiye’nin Avrupa pazarlarında güçlü biçimde yer alacak potansiyellere sahip olduğunu söyledi. Karman, yat yapımcılarının şimdiden Avrupa pazarı için eksiklerini tamamlayıp gerekli hazırlıkları yapması gerektiğinin altını çizerek, sektörün genel durumu ve eksiklerin giderilmesi noktasında yapılması gerekenlere ilişkin olarak şu değerlendirmelerde bulundu:

Avrupa’da tekne üretimi ciddi biçimde düştü
“Kriz bizi, daha önce 1990’li yıllarda ve 2000’li yıllarda ‘Türkiye’nin krizi’ olarak iki defa yakaladı. Kriz, şimdi dünya krizi olarak kapımıza geldi ve sektörü etkiledi. Türkiye’nin yurt dışı müşterileri dünya krizinden etkilendiler. Avrupa’nın yat yapımında önde gelen ülkelerinde tekne üretimi ciddi biçimde düştü. İtalya’da orta boy tekne yapan küçük tekne imalatçılarının çoğu kapandı. İspanya, Fransa ve Yunanistan benzer sorunları yaşadı. Yat yapımı bu ülkeler de iyice azaldı. Yunanistan bile guletlerini Türkiye’den almaya başladı. Türkiye’nin ağırlık olarak müşterisi olan ülkeler Akdeniz memleketleridir. Kuzey İskandinav ülkeleri, İngiltere ve Hollanda pazarlarından daha az istifade ediyoruz. On metreden otuz metreye kadar kayıcı tekne yapanlar Akdeniz pazarına hitap ediyor. İtalya, Yunanistan pazarlarının yok olması, İspanya pazarında büyük olumsuzluk yaşaması bu ülkelere tekne yapan Türk üreticilerinin ciddi sıkıntılar yaşamasına neden oldu.”

“Ancak şaşırtıcıcı biçimde 2010 yılının ilk yarısında Türkiye’de ciddi bir canlanma olmaya başladı. Yurt dışı pazarlara tekne yapanlar, yurt içine dönmeye başladı. Bu da krizin nispeten daha az hasarla atlatılmasından kaynaklanıyor. Deplasman tekne yapımcıları, trawler ve gulet tipi tekne üreticileri de, yurt içine tekne yapmaya başladılar. Retro sınıfında bizim gibi Lobster tiplerinde tekne yapanlar da krizde beklemedikleri biçimde yurt içinden talep görmeye başladılar

Kriz sonrasında yurt dışında hayatta kalan distribütörler ve parasını tekneye harcamak isteyen müşteriler, ciddi oranda İtalyan, İspanyol ve Fransız tersanelerini karşılarında bulamayacaklar. Bu fırtınayı nispeten daha az hasarla atlatan Türkiye, bu pazarda gündeme gelecektir.”

Yarı seri tekne üretimde Avrupa’nın imalat üssü olmamız lazım
“Avrupa için yarı seri olarak üretilecek az sayıdaki tekne için imalat üssü olmamız lazım. Türkiye’deki yat üretimi nitelik olarak Avrupa pazarının ihtiyaçlarını karşılayacak düzeye gelmiş midir? İnsani ve ticari ilişkileri devam ettirecek düzeyde miyiz? Bu süreçte bu soruları cevaplandırarak, ciddi bir imtihan vereceğiz. Türkiye’de emek yoğun tekne yapımının üstesinden gelecek potansiyele sahibiz. Ortaklık tarzında, istikrarlı imalat yapabilecek ülkeler arasında yer alıyoruz. Kriz sonrasında Çin, Tayvan, Singapur ve Malezya’nın yer aldığı bu pazarda zorlu bir rekabet yaşanacak. Bizim bu ülkelerden önemli bir farklığımız yat yapım kültürünü daha önce benimsemiş olmamız ve Avrupa pazarına yakınlığımız nedeniyle daha düşük nakliye giderlerine sahip olmamızdır. Bu iki avantajımızı çok iyi kullanmamız gerekiyor. Avrupa için yarı seri olarak üretilecek az sayıdaki tekne için imalat üssü olmamız lazım. Bunun için yurt içinde yeterince istifade edebileceğimiz birimlerimiz var. Klasik Yat Yapımcıları Derneği, Yat ve Tekne Endüstrisi Federasyonu gibi kuruluşlar, Türkiye pazarında araştırma yapan yabancılarla muhatap oluyorlar. Bizim gibi bazı imalatçılar, taşeronluk yaparak, emek yoğun tekne yapım pazarına girdiler. Egemar olarak bizim Rhea’ya yaptığımız tekneleri bu işbirliğine bir örnek olarak gösterebiliriz. Yabancıların bu gibi teşebbüslerle Türkiye’ye olan ilgisinin artması ve sektörel kurumları muhatap olarak kabul etmesi, elbette zaman alacaktır.”

Federasyon ve derneklerin tecrübelerinden yararlanmalıyız

“Bu süreci sabırla yönetip, organize olmamız lazım. Münferit çıkışlarla başarıları devam ettirmek mümkün değil. Yapılan hataların tekrarını önlemek için yukarıda isimlerini saydığımız federasyon ve dernek gibi kuruluşların tecrübelerinden istifade etmek gerekir. Özellikle ticari başarı için ticari ilişkileri güvenilir kılmak, ihracatı tatminkâr hale sokmak ve kaliteden hiç ödün vermemek gibi bazı ön şartları yerine getirmek gerekir. Türkiye’nin istikbali aynı otomobil sanayinde olduğu gibi Türkiye dışındadır. Yat sanayimizin imal edeceği kaliteli tekneleri tamamını ihraç edeceğimiz tek bir pazara sahip değiliz. Yurt dışı pazarın yanı sıra yurt içi pazarımızın da olması gerekir. Deniz alışkanlığımız yaşam kültürümüzle orantılı. Büyük şehirlerde marinaların artmasıyla birlikte teknelerin barındırılma olanağı genişliyor. Bunlar denize ve tekneye olan ilgiyi de artırıyor, pazarı büyütüyor.”

Güveniler denetim firmalarıyla çalışmalıyız

“Kriz sonrasına hazır olmak için şimdiden, geç kalmadan kendimize çeki düzen vermek zorundayız. Tersaneler irili ufaklı eksiklerini tamamlamak ve kendilerini eğitmek durumundalar. CE kurallarının eksiksiz uygulamalarını bünyelerine sindirmeliler. Kurulacak iş bağlantılarında güveniler denetim firmalarıyla çalışmak gerekir. Dünyada güvenilir olmayan denetim firmalarının belgeleri ile Avrupa pazarına çıkmamak lazım. Böyle yapmak kendimiz kandırmak olur. Yat yapımında elektriğinden, yakıt donanımına, güverte düzenine kadar her şeyi Avrupa’daki en yüksek standartlara getirmemiz gerekiyor. Tersaneler taşeronlarını eğitmekle yükümlüdür. Bütün bu hazırlıklarla beraber tesirini azaltmakta olan krizin sonrasında Avrupa pazarında yerimizi, Uzak Doğu’daki rakiplerimizden daha önce alacağımıza inanıyorum.”

 


İlginizi çekebilir...

2 Boyutlu Sabit Bir Yatay Güvertenin Doğrusal Olmayan Dalga Etkisinin Sayısal Olarak İncelenmesi

Bölüm-1: Sayısal Yöntem ne işe yarar?...
28 Aralık 2017 Perşembe / 17:25

ESS İstanbul'da Retinamıza Takılanlar

Serdar Bapoğlu
www.turksail.com...
24 Ekim 2014 Cuma / 16:31

Hem Eğlenelim, Hem Yarışalım da Nasıl Olacak?

Serdar Bapoğlu
www.turksail.com...
26 Ağustos 2014 Salı / 16:22