E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 
INTERNATIONAL PAINT
MEGA TACHT TRANSPORT
ETAP MARINE
BODRUM MARİNA
METXY
MARİNSU İZOLASYON

“ Nitelikli iş gücü birden bire ortadan kalkmaz, krizden kârlı çıkacağız”

“ Nitelikli iş gücü birden bire ortadan kalkmaz, krizden kârlı çıkacağız”

30 Nisan 2010 Cuma / 14:03 | YORUM174 kez okundu

İstanbul Marine Project Genel Müdürü
Ozan Yurdugül

Sektörde hayatım 1988 yılında ‹stanbul Üniversitesi Gemi İnşa Fakültesi’ne girmekle başladı. 88 yılından sonra hayatıma ‹stanbul, marin, okulu bitirince de proje eklendi.

Sektörde hayatım 1988 yılında ‹stanbul Üniversitesi Gemi İnşa Fakültesi’ne girmekle başladı. 88 yılından sonra hayatıma ‹stanbul, marin, okulu bitirince de proje eklendi. Firmamın adı İstanbul Marine Project böyle ortaya çıktı. Başlarda kendimi “pratisyen gemi mühendisi” olarak tanımlarken zamanla 24 metrenin altında pleasure craft denilen gezinti ve keyif teknelerine yönelik bir uzmanlaşma içinde oldum. 10 yıldır kendi firmamda proje, danışmanlık ve belgelendirme hizmetleri veriyorum. ‹şim gereği Türkiye’de yat ve tekne inşa edilen bütün sahilleri hatta iç kesimleri sürekli olarak geziyorum. Dolayısıyla krizin yat ve tekne imalatını nasıl etkilediğini çok yakından görüyorum. Aynı haftada iki-üç ayrı bölgede olan projelerimizi yerinde takip ediyorum.


Krizden kısa zamanda çıkılacağına dair bir umut ışığı görünmüyor

Tekne işi bugünden yarına yapılan bir iş değil. Bir teknenin yapımı birkaç yıl sürüyor. Bu nedenle krizin etkileri krizin başlamasıyla hissedilmedi. Tekne üreticileri ellerindeki projelerin bitmesiyle krizin etkilerini gördü. Krizin başlangıcında 2009 yılının başlarında ‹çmeler’deki bir üretici abim, “Bu kriz dünyadaki ilk kriz değil, sonuncu da olmayacak. Bu böyle gidecek” demişti. Ama bu üreticimiz elindeki tekneyi satamadığı gibi yeni sipariş de alamadı. Boat Show’a ilk defa ekonomik nedenlerle katılamadı. 2009 yılında finansal ve reel sektörleri vuran kriz, yat sektöründe asıl etkilerini bu yıl gösteriyor. 


Küçük tekne pazarı krizden en çok etkilenen kesim oldu

Geçtiğimiz haftalarda Bodrum ve Marmaris bölgesindeydim. Bölgeden yeni bir sipariş alındığına yönelik bir haber alamadım. Tekne “bir lüks, zorunlu bir ihtiyaç değil, olmasa da olur” gözüyle bakılıyor. Krizde lükse para yatırmak isteyenler artık çok daha fazla düşünmek zorunda.24 metre altında küçük tekne pazarı krizden etkilenen kesim oldu. Türkiye’de her 30 bin kişiye bir tekne düşerken Hollanda’da 30 kişiye bir tekne düşüyor. Hollanda’da krizin başlamasıyla birlikte herkes  nakde geçmeye çalıştı. Sosyal nedenlerden dolayı Türkiye’de bu süreç yavaş işliyor. ‹kinci el tekne pazarının bu kadar cazip olduğu bir dönemde, yeni tekne almak, yaptırmak insanlara cazip gelmiyor. 

Bu nedenlerle küçük tekne pazarında talep çok daraldı. Nuh Sanayi Sitesi’nde değil fiyat soran, küçük teknelere bakan dahi yok. Avrupa’ya küçük tekne ihraç eden üreticilerimiz çok zor durumda.

Küçük tekne alacak kişi, kredi kullanarak tekne almaz, 30 bin liralık tekneyi cebinden ayırdığı parayla alır. Milyon dolarlık büyük tekneler yüklü yatırım gerektirdiği için kredi kullanımı mega yatlarda daha yaygındır. 


12 metre altı tekne yapımları durma noktasında

Normalde haftada 5 gün çalışıyoruz. Tekne almak isteyen çevremize yardımcı olmak amacıyla Cumartesi günleri de ofisimizi açmak durumunda kalıyoruz. Bugün tekne almak isteyenler dün 10 lira olan tekneyi bugün 3 liraya kapatabilir miyim mantığında olan kişiler. Diğer taraftan 2 yıl öncesinde farklı sektörlerden yat imalatına girmek, bu alana yatırım yapmak isteyen kişilerde ciddi bir artış vardı. Bu talepler yok oldu. Tuzla’da Nuh ve Küçük sanayi siteleri, B‹RMES, Deri Sanayi, Deri Yan Sanayi ve Turgutreis gibi tekne yapım bölgelerinde özellikle 12 metre altı tekne yapımları durma noktasında. 

Yurt dışına küçük tekne satışları son yıllarda artmıştı. Krizle birlikte bu satışların yüzde 90 oranında kesildiğini söyleyebilirim. Bugün küçük teknede “akmasa da damlatıyor” şeklinde bir satış varsa bunlar yurt içine yapılan 5-10 metrelik sandal satışlarından ibaret. Yazlıkta günlük kullanıma hitap eden çok ucuza, kontrolsüz imal edilen, 5 metrelik tekneler var. Bu dönemde bu şekilde kalitesiz, fiyat öncelikli tekne yapanların sayısında ciddi bir artış gözlemliyoruz. 


Gelecek yıllarda telafi etmek uğruna zararına satışlar yapılıyor

Bunun dışında krizle birlikte teknelerini satmak isteyenlerin inanılmaz indirimler yaptığına tanık oluyoruz. 8 liraya mal edilen bir tekneyi üretici bugün 7 liraya satışa çıkarıyor. Türkiye’nin farklı yerlerinde birbirinden habersiz birçok üretici aynı durumda.

 Diğer taraftan geçen yıl teknelerine 40 bin Euro biçenler bugün benden teknelerini 20 bin Euro’ya satmamı bekliyorlar. Tekne satışlarındaki birbiriyle çelişen bu rakamları anlamakta güçlük çekiyorum. Üreticiler bugün ayakta kalmak uğruna her şeyi göze almış durumdalar. Bu yıl zararına yapılan satışların gelecek yıllarda telafi edilmesi bekleniyor. Bu satışlarda üreticiyi sevindiren bir yan yok. Küçük tekne piyasasının zaten eskiden beri esnaf usulü piyasanın ve naktin durumuna bağlı olarak oynak bir satış yapısı var.


İş yapma uğruna ödün vermek kötü müdür?

Geçtiğimiz günlerde bir projeninin yapımı için Yunanistan’a gittim. Adamlar son derece rahat, burunlarından kıl aldırmıyorlar. Projede mutlaka garanti arıyorlar. Yapımcı proje kaynaklı hatayı kabul etmeyeceğini söyledi. Tekneyi yaptıracak kişi sorumluluğu üstüne almazsa yapım anlaşması imzalanmayacaktı. Kriz ortamında bile Yunanistanlı yapımcı ilkelerinden taviz vermiyor. Türkiye’de olsa küçük teknelerde siparişi alma uğruna bu konular kesinlikle sorun olmaz, hatalar olduğunda da hemen kapatılır, gerektiğinde fiyat düşürülür. ‹ş yapma uğruna verilen bu ödünler, kötü müdür? Bilmiyorum, olanın fotoğrafını söylüyorum. Evine ekmek götürmek, zanaatı sürdürmek için belki de bunların yapılması gerekiyor. 


Megayat yapımı da yavaş işliyor

Büyük teknelerde durum farklı; burada artık “evine ekmek götürmek” gibi küçük çaplı bir ticaret söz konusu değil. Milyon dolarlık veya Euro’luk yatırım yapıp bunu uzun vadede de sürdürmek isteyen yapımcı, karlılığa farklı bakıyor. Karlılık bugünden yarına değil, yıllık ve beş yıllık vadeler şeklinde planlanıyor. 35 metrenin üstündeki tekneler en az bir buçuk yılda tamamlanıyor. Daha önce 3 müşteri varken şimdi 1’e indi. Tekne fiyatı da dikkate değer biçimde düştü. Megayatlar ağırlıklı olarak kredi ile yapılıyor. Tekneleri finanse eden bankalar, kredi kuruluşları işleri zorlaştırdı. Megayat yapımlarında krediler teknenin yapımına bağlı olarak dilimler halinde veriliyor. Yapım aşamasındaki tekneler bugün kredilerini almakta sıkıntı yaşıyor. Yeni siparişlere kredi vermede finans kuruluşları isteksiz davranıyor. Bu nedenlerle megayat yapımı da yavaş işliyor. 

Bir tersane sahibi bana şunları söyledi: “Ben yurt dışına yılda 2 yat yapıyorum. Fiyatları da toplam 2 milyon Euro düzeyinde. Dünyada bu yatı alacak 2 tane adam vardır.” Bir elin parmakları kadar az sayıda megayat yapımcısının aldığı işlere bakarak krizin hafiflediğini düşünmek sağlıklı bir bakış değil.  


Ülkemizin 5 yıllık bir denizcilik politikası yok mu?  

 Sektörün iki üç yıl öncesine baktığımızda altın çağdan bahsediyorduk. Tekstilci, makineci, gazeteci, sucu gibi sektörün dışındaki insanlar, altına hücum eder gibi, “bu işte çok para varmış” diyerek sektöre giriyordu, girmek istiyordu.  O zamanki Denizcilik Müsteşarı da “her tarafa tersane açacağız” diyordu. Hamasi edebiyatlarla dünyada yat yapımında söz sahibi olduğumuz konuşuluyordu. Bunlar sadece 2 yıl önce idi. Ülkemizin 5 yıllık bir denizcilik politikası yok mu?  

Üstelik krizin olacağı da belli idi. 2008 yılında dekanımız Ömer Gören, “Ozan, YÖK bölümlerimizdeki öğrenci sayısını artırmak istiyor. Sektörü nasıl görüyorsunuz,” diye bana sorduğunda “çok iyi hocam, yeni bölümler bile açılabilir “ demiştim. O da benim önüme bir rapor koydu. Yurt dışı kaynaklı rapor,  2010 yılında yat ve gemi inşasının krize gireceğini rakamlarla ortaya koyuyordu. Krizin hiçbir belirtisinin olmadığı bir dönemde bilim adamları bunu biliyordu. 

Bizde domatesin fiyatı yükseldiğinde sonraki yıl herkes domates eker. Herkes domates ektiği için domates o yıl para etmez. Yat yapımının altın çağında sektöre girmek yerine belki bugün bu işe yatırım yapmak doğru olabilir. Sadece bugüne bakarak değil, geçmişe ve yarına bakarak yatırım yapılmalı. 


Bir kriz politikamız yok 

Firmamın krizden etkilenmemesi için biz de bir takım önlemler aldık.  Daha çok çalışma, iki kat fazla çalışma. Fiyatı düşürmedik ama aynı fiyata daha fazla hizmet verdik, bazen de işi alabilmek için promosyon işler yapma şeklinde bir politika izledik. Bütün yaz sezonu boyunca her hafta için 2 adet ucuz uçak bileti aldık. Bire karşı iki çalışarak ‹sviçre’den Hollanda’dan, Slovenya’dan, Kenya’dan, Azerbaycan’dan işler aldık. Kriz döneminde işlerimizin yine yoğun olmasını sağladık.   Ne yazık ki bizim ülkemizde böyle bir kriz politikası güdülmedi. Daha doğrusu bir kriz politikamız yok. 

Yatta bir insanın bir şehirde kullandığı şeylerin hepsi vardır. Yat sektörünün yan sanayisi bu nedenle oldukça geniştir. Yat yapımında çalışan 1 işçi, yatın dışındaki 7 işçiye iş sağlıyor. Bu bire yedi oranına bakarak, yat ve gemi inşa sektöründe işsiz kalan bir kişinin yedi kişiyi ekmeksiz bıraktığını da görmemiz lazım. 


Krizden kârlı çıkacağız

Biz butik imalat yapmaya yatkın olduğumuz için bu konuda becerikli bir iş gücüne sahibiz. Bu nedenle bu krizden büyük kayıplar yaşamadan çıkabiliriz. 

Ne ucuz emeğe, ne de otomasyona dayalı bir yapımız var. Yat gibi insan becerisinin, emekte kalitenin kullanıldığı bir alanda biz zaten avantajlıyız. Bu krizin ne kadar süreceği ve nasıl yönetileceği konusu bir iki kişinin formüle edeceği bir şey değil. 

Yat sektörü emeğin beceriyle yoğrulduğu bir sektör olduğu için krizden biz karlı çıkacağız.  Nitelikli iş gücü sermaye gibi birden bire ortadan kalkmaz. Ama bu işe sonuna kadar asılmalıyız. Çünkü en sonunda kaybetmeyecek olan ülke Türkiye’dir. Ama kriz şu tarihte bitti veya bitecek şeklinde bir öngörüde bulunmak doğru olmaz. Zaten anlayamadığım iki şey var: Birincisi domuz gribi bitti mi, hala aşı vurulmam gerekiyor mu? ‹kincisi kriz bitti mi?  Domuz gribi bitti ise eczanelerden aşıları kaldırın ve bizlerden de özür dileyin! Eğer kriz de bitti ise gelin şu teknemi satın!